Search result for

engel

(69 entries)
(0.0174 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -engel-, *engel*
อังกฤษ-ไทย: คลังศัพท์ไทย โดย สวทช.
Engelman Diseaseโรคผิวกระดูกหนาชนิดลำกระดูกหนาและยาวขึ้น [การแพทย์]

ตัวอย่างประโยค (EN,TH,DE,JA,CN) จาก Open Subtitles
...people are still missing, including GCN's own Mike Engel.ผู้คนยังคงหายไป รวมทั้ง เจ้าของ GCN ไมค์ อีเกล The Dark Knight (2008)
I'm Mike Engel for Gotham Tonight.ผมไมค์ อีเกล กับรายการ ก็อธแธม ทูไนท์ The Dark Knight (2008)
That's Dr. Engel.นั่นคือ ดร.เอนเจล Day of the Dead (2008)
Engel.Engel. ค่ะ To tsuki to oka (2012)
Hallo.Spreekt u engels?สวัสดี คุณพูดภาษาอังกฤษได้มั้ย? Natural Born Wesen (2013)
Great performance! Our next performer is Mr. Engelbert Wilson.การแสดงยอดมาก ผู้แสดงคนต่อไป คุณเองเกิลเบิร์ต วิลสัน Raise Your Voice (2004)
Engelbert?เองเกิลเบิร์ต? Raise Your Voice (2004)
I mean, you know what happened to Engelbrecht a couple of months ago.นายรู้ใช่มั้ยว่าเกิดอะไรขึ้น กับเอ็งเกลเบรคเมื่อ 2 เดือนก่อน Faith Like Potatoes (2006)

CMU English Pronouncing Dictionary
ENGEL    EH1 N G AH0 L
ENGELS    EH1 NG G AH0 L Z
ENGELKE    EH1 NG G EH0 L K
ENGELMAN    EH1 NG G AH0 L M AH0 N
ENGELSON    EH1 NG G AH0 L S AH0 N
ENGELKEN    EH1 NG G EH0 L K AH0 N
ENGELBERT    EH1 NG G AH0 L B ER0 T
ENGELSTAD    EH1 NG G AH0 L S T AH0 D
ENGELBERG    EH1 NG G AH0 L B ER0 G
ENGELHARD    EH1 NG G AH0 L HH AA2 R D

Oxford Advanced Learners Dictionary (pronunciation guide only)
Engelken    (n) (e1 ng g @ l k e n)

German-English: TU-Chemnitz DING Dictionary
Engel {m} | Engel {pl} | ein barmherziger Engelangel | angels | a ministering angel [Add to Longdo]
engelhaftangelic [Add to Longdo]
engelhaftangelical [Add to Longdo]
engelhaftcherubic [Add to Longdo]
engelhaftseraphic [Add to Longdo]
engelhaft {adv}angelically [Add to Longdo]
engelhaft {adv}seraphically [Add to Longdo]
engelhafte Kindercherubics [Add to Longdo]
engelhaft {adv}cherubically [Add to Longdo]

Japanese-English: EDICT Dictionary
エンゲルの法則[エンゲルのほうそく, engeru nohousoku] (n) Engel's law [Add to Longdo]
エンゲル係数[エンゲルけいすう, engeru keisuu] (n) Engel's coefficient [Add to Longdo]

Japanese-German: JDDICT Dictionary
天使[てんし, tenshi] Engel [Add to Longdo]

Result from Foreign Dictionaries (37 entries found)

From Danish-English Freedict dictionary [fd-dan-eng]:

  engel
     angel
  

From Dutch-English Freedict dictionary [fd-nld-eng]:

  engel [ɛŋəl]
     angel; femaleangel
     angel
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  barricade
  
  1. barikat, siper
  2. mânia, engel
  3. siper yapmak
  4. barikatla önünü kesip müdafaa etmek. barricader  barikat yapan kimse.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  balk
  
  1. bir engel karşısında duraklamak
  2. yürümemekte ısrar etmek, direnmek (at)
  3. mani olmak, engel olmak, muhalefet etmek
  4. kaçınmak, imtina etmek
  5. mania, engel
  6. hata, başarısızlık
  7. tarlada sürülmemiş kısım
  8. kiriş
  9. ( beysbol) topu atanın zamansız olarak topa vuruyor gibi davranarak yaptığı hata
  10. bilardo masasının bir kısmı. balk line bilardo masasındaki çizgi.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  bar
  
  1. çubuk, sırık, kol, kol demiri
  2. mania, engel
  3. bir nehir ağzında veya kıyıya paralel olan uzun kum ve cakıl seti
  4. avukatlık mesleği, baro
  5. mahkemede dinleyicileri hakim, jüri ve avukatlardan ayıran parmaklık
  6. mahkemede sanık kürsüsü
  7. içki satılan veya içilen yer, bar, meyhane, (huk.) men' muhakeme
  8. (müz.) ölçü çizgisi
  9. (hane.) armada birbirine paralel iki serit. bar line (müz.) öIçü çizgisi. bar of soap sabun kalıbı. admit to the bar baroya kabul etmek. behind bars hapiste, mahpus.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  barrier
  
  1. herhangi bir yolu kapamak için yapılan mania, engel
  2. doğal mânia (sıradağlar v.b.)
  3. çit, korkuluk. barrier reef sahile yakın sığ mercan kayalığı.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  block
  
  1. büyük parça (ağaç, kaya v.b.)
  2. bitişik bir sıra bina
  3. blok
  4. iki kavşak arasındaki mesafe
  5. tahta tezgah
  6. mezatlarda tellalın üzerinde satış yaptığı tahta
  7. üzerinde kelle uçurulan tahta
  8. şapka kalıbı
  9. makara
  10. (d.y.) sinyalleri beraber çalışan hat bölümü
  11. engel, mania
  12. (psik.) bilinçdışı engel
  13. tıkamak, kesmek, kapamak, önünü kesmek
  14. döviz muamelesini kısıtlamak veya durdurmak. blockhead  kalın kafalı kimse, dangalak kimse. block and tackle palanga. blockbuster  büyük uçak bombası. blockbusting  (A.B.D.) bir mahallenin sakinlerini evlerinin kıymeti düşecek korkusuyla evlerini ucuza satmaya teşvik etme. blocked funds (tic.) bloke edilmiş fonlar. block out taslak yapmak. block print basma block up kapamak, tıkamak
  15. (bir arabayı) tahtalar üzerine oturtmak. children' blocks kutu şeklinde oyuncak tahtalar. go to the block mezada çıkarılmak
  16. idama gitmek
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  bottleneck
  
  1. dar geçit, dar boğaz
  2. engel
  3. iş1erin yürümesini engelleyen kimse veya durum.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  check
  
  1. engel, mania, fren
  2. geciktirme
  3. kontrol, teftiş
  4. kontrol işareti
  5. ABD fiş, vestiyer fişi
  6. (lokantada) hesap
  7. (kumaşta) ekose deseni
  8. dama
  9. (satranç) şah
  10. tahtada hafif çatlak deseni. in check kontrol altında.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  clog
  
  1. mania, engel
  2. köstek
  3. tahta ayakkabı, takunya, nalın. elog dance tahta ayakkabı ile oynanan dans.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  countercheck
  
  1. karşı koymak
  2. bir daha kontrol etmek
  3. engel
  4. tekrar kontrol etme. counter check bankadaki hesaptan para çekmek için düzenlenip müşterilere imzalattırılan zimmet fişi.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  curb
  
  1. sokak kaldırımının kenar taşı
  2. fren, mâni, engel
  3. kuyu ağzı bileziği
  4. atta suluk zinciri
  5. tutmak, mâni olmak, hâkim olmak, yenmek, durdurmak. curb bit suluk zinciri. curb exchange New York ta ikinci tahvil borsası (şimdiki ismi American Exchange'dir) curb roof (mim.) iki yanı çifte meyilli çatı. curb service yemeklerin müşterilerin arabalarına getirilmesi. Curb your dog. Köpeğinizi kaldırımları kirletmemesi için terbiye edin.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  difficulty
  
  1. güçlük zorluk, müşkülât: güç şey, engel, mânia: nazlanma, itiraz
  2. sıkıntı, problem. be in difficulties parasız kalmak. make veya raise a difficulty güçlük çıkarmak.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  drag
  
  1. sürükleme
  2. sürüklenen şey ağır hareket
  3. tarla tırmığı
  4. (den.) suyun dibini taramaya mahsus çengel veya ağ takımı
  5. engel, mâni
  6. havanın aerodinamik direnci
  7. rüzgârın geri itme kuvveti
  8. (sig.)arada) bir nefes
  9. (k.dili) sıkıcı kimse veya şey
  10. (argo), (slang) piston. dragnet  bir şey bulmak veya yakalamak için suyun dibinde ya da tarlada gezdirilen ağ
  11. suçluyu yakalamada uygulanan plan veya sistem. drag rope  bir şeyi çekmek için kullanılan ip. drag race (A.B.D) (k.dili), (oto.) kısa mesafeli araba yarışı. drag strip (A.B.D), (k.dili), (oto.) kısa mesafeli araba yarışlarına elverişli yer.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  encumber
  
  1. , incumber engel olmak, mani olmak
  2. yüklemek, zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak. encumbrance  yük, engel, mâni
  3. çocuk, bakımından sorumlu olunan kişi
  4. (huk.) borç, ipotek . without encumbrances çocuksuz
  5. ipoteksiz, ilişiksiz. encumbrancer  (huk.) bir başkasının mülkü üzerinde hakkı veya alacağı olan kimse.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  entangle
  
  1. dolaştırmak, karmakarışık etmek
  2. bir kimsenin başım derde sokmak, şaşırtmak. entanglement  karışıklık, dolaşıklık
  3. engel, mânia.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  hamper
  
  1. engel olmak, mâni olmak
  2. engel, mânia
  3. (den.) arma.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  handicap
  
  1. (ped, ping) mânia, engel
  2. sakatlık
  3. elverişsiz durum, handikap
  4. (spor) engelli koşu
  5. mânia koymak
  6. engel olmak
  7. yarışta mânia koymak .handicapped  sakat, malul. mentally handicapped geri zekâlı. the handicapped sakatlar, yardıma muhtaç olanlar .
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  hangup
  
  1. (argo) güçlük, engel
  2. özel mesele
  3. meraklısı olunan şey
  4. takınak .
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  hedge
  
  1. (bahçe, tarla) etrafını çevirmek için dikilen ağaç veya çalı
  2. mania, engel
  3. her iki taraf için bahse girişme
  4. olasılı zararlara karşı tedbir
  5. etrafına çalı dikmek, çalı ile çevirmek
  6. kuşatmak, sarmak, ihata etmek
  7. çevirmek
  8. iki taraf için bahse girişmek
  9. olasılı zararlara karşı telâfi etmek için tedbir almak. hedgerow  ekilmiş çalı veya ağaçlardan yapılmış çit. hedge sparrow çit serçesi, (zool.) Prunella modularis.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  hindrance
  
  1. engelleme
  2. engel, mâni.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  hitch
  
  1. çekiş
  2. ilişme, ilişiklik
  3. engel, mâni, arıza
  4. topallama, aksama
  5. bağlantı parçası
  6. (den) volta, bağ, adi duğüm
  7. (A.B.D), (k.dili.) askerlik süresi. hitchhike  otostop yapmak. without a hitch pürüzsüz olarak, hadisesiz bir şekilde.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  holdback
  
  1. engel, mania.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  holdup
  
  1. durdurma
  2. gecikme
  3. engel
  4. yolunu kesip soyma, tabanca tehdidiyle soyma
  5. yolun kapanması
  6. (k.dili.) müşteriden fazla para isteme.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  impediment
  
  1. engel, mani
  2. (huk.) evlenmeye mani sebep
  3. pelteklik. impedimen'tal  engel kabilinden, mâni olan.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  millstone
  
  1. değirmen taşı
  2. engel, yük.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  let
  
  1. (eski) mania, engel
  2. tenis oyuna başlarken topun hafifçe ağa dokunarak geçmesi, let. without let or hindrance hiç bir engelle karşılaşmadan.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  logjam
  
  1. bıçkı fabrikasına giden kütüklerin nehirde meydana getirdiği tıkanıklık
  2. engel.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  morass
  
  1. bataklık, batak
  2. sazlık
  3. güçlük, engel.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  obstruction
  
  1. mani, mania, engel, set
  2. blokaj, bloke etme. obstructionism  siyasette bloke etme. obstructionist  bloke eden kimse.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  obstacle
  
  1. engel, mâni.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  rub
  
  1. sürtme, sürtünme
  2. ovma, ovalama
  3. güçlük, engel
  4. sinirlendirici şey
  5. pürüz.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  shackle
  
  1. pranga, zincir
  2. engel, mâni
  3. kelepçe, bağlama demiri
  4. zincirle bağlamak, prangaya vurmak
  5. engel olmak, elini kolunu bağlamak.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  stop
  
  1. durma: duruş
  2. durak yeri
  3. mâni, engel
  4. (müz.) ses perdesini değiştirmek için çalgının tel veya deliğine basma
  5. (müz.) jödorg
  6. (İng.) nokta, noktalama işareti. put a stop to durdurmak, kesmek, son vermek.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  trammel
  
  1. (-ed, -ing veya -led, -ling) (gen.) (çoğ.) mânia, engel
  2. balık tutmak için ağ
  3. ata rahvan yürümesini öğretmek için kullanılan bukağı
  4. ocakta tencere askısı
  5. (mak.) kollu pergel, elipsograf
  6. engel olmak
  7. tuzağa düşürmek.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  traverse
  
  1. aykırı, çapraz
  2. kat eden kısım
  3. çapraz kısım
  4. travers
  5. (mim.) galeri
  6. bölen şey, engel
  7. çapraz çizgi
  8. karşıdan karşıya geçme
  9. geçiş yolu
  10. makina kısmının yana doğru hareket sahası
  11. (huk.) resmi red
  12. geminin volta seyri
  13. kestirme mesafe
  14. kayanın yüzeyinden enlemesine geçiş
  15. bir yandan öbür yana geçirmek veya geçmek
  16. öne arkaya hareket etmek
  17. mil etrafında dönmek
  18. dikkatle incelemek
  19. karşı gelmek
  20. sağa sola çevirmek
  21. (huk.) iddiayı reddetmek
  22. dönmek. traverse board (den.) geminin rotasını göstermek için kullanılan delikli tahta, rota bildiricisi. traverse circle (ask.) topun vaziyetini degiştirirken top tekerleklerinin üzerinde işlediği demir. daire traverse sailing (den.) volta seyri. traverse survey poligon usulü ölçme. traverse table (den.) volta cetveli
  23. yüzölçümü işlerinde kullanılan bir çeşit cetvel
  24. (d. y.) lokomotifi bir hattan paralel başka bir hatta yanlarmasına nakleden sürgü.
  
  

From German-English Freedict dictionary [fd-deu-eng]:

  Engel [ɛŋəl] (n) , pl.
     angel; angels
  

Are you satisfied with the result?


Discussions

Go to Top